Umutlu Okumalar
 
 
 
 
 
 

Çocuk Köstebek Tilki Ve At

 

İnsanlar ve hayâlleri

 

Kitabını, annesi ve köpeği’ne adayan İngiliz yazar Charlie Mackesy, ilk cümlelerinde okumaya özellikle önsöz’den başlayan okura tebessüm ettiriyor. Okumak ve yazmaktan ziyâde çizimle ilgilendiğini söylüyor, aynı zamanda bir İllüstratör olan yazar.

 “Sözcüklerin denizinde onlara sığınabilirsiniz.”

Böyle bir temennisi var çizimlerini okura sunarken ve ne denli yerinde olduğunu sayfalar değiştikçe anlıyoruz. Pek çok ödül alan yazarın tutumu, okur için özellikle çocuk okurları için oldukça yararlı olacaktır. Ve hayâlini gerçekleştirip dünya ile paylaşması ayrıca ilham veriyor diyebiliriz.

“O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin- bu kitap benim hayallerimden biri.”

Yaşamı vahşi doğaya benzettiğini söylerken, bu hususun gerçek dışı olduğunu düşünmek doğru olmaz. Önsöz okumayı seven okurlar, bu kitabın önsöz ve sonundaki teşekkür kısmında zaman geçirmek isteyeceklerdir. Mutlaka yazar hakkında ve kitap hakkında, çoğu zaman niçin öyle olmadığı düşünülür bilinmez ama burada tam olarak öyle görünüyor önsöz.


Yavaş yavaş ilerlerken kitabın adından söz almak isterseniz, sesinizin tonunda biraz yumuşama olduğunu hissedeceksinizdir ilkin. Sorulmuş soruyu yanıtsız bırakırcasına yutkunduğunuzu bir de. Düşünmeye yetecek kadar uzun sürmeli bu.

Adına ve sayfalarına göz gezdirirken çocuklar için oldukça faydalı bir hediye imiş gibi düşündürecektir.. Methini duymuş da öyle okumak istemişseniz şâyet, önceki düşüncenizde fark edilmemiş boşluklar için her sayfadaki cümlenin  isâbetli karşılığının olduğunu görmek pek zaman almayacaktır. Gerekçesi ne olursa olsun bu kitap ile tanışmak, huzurlu bir etkiye sebep olacaktır.

Bir ödeviniz olsa ve çocuk kitapları rafından bir kitap seçip almak olsa bu ödev, üstelik bunu kendiniz için yapmak durumunda kalsanız, zarûrî olsa mesela. Daha iyi kaç seçeneğiniz olurdu diye düşündürmesi muhtemel. Çocuklar için olduğunu düşünmek de içimizdeki çocuğu göz ardı edeceksek, olur. Değilse, kendimiz için şefkatle kurulmuş cümleler eşliğinde süren bir yolculuk olacaktır. Yolculuk sonrasında geriye kalan ise bu tutumu hak ettiğimizi düşünen biz.

“Bu kitap herkes için, yediden yetmişe.”

Dediğinin hakkını veriyor yazar. Okumaya başladıktan sonra bitinceye kadar geçen zaman, şaşırtıyor. Biterken yeni başlayan bir serüven olduğunu fark edince çay, fincan ve kaşık seslerini akla düşürüyor.


Birkaç cümle ile ağırlamak isterim kitabı. Usûlca söyleşip, ayrılmak ardından; hatrımın kıymetlilerinden olduğunu bilerek.

Pek nârin bir “merhaba” ile selam veriyor Çocuk. Ardından tüm yetişkinlerin bu soruyu ilk ve sık duyduğu zamana, evvelde kalmış bir zamana götürdüğü o soruyur soruyor:

“Büyüdüğünde ne olmak istiyorsun.”
Cevapların ne kadarı memnuniyet eşliğinde olacaktır kim bilir.

Bize yazarın kalemindeki iz kadar uzakmış gibi görünen Çocuk, aslında kitabı elinde tutan kendimiziz. Okumak için baktığımız cümleler belki birkaç gün, saat, belki de dakikalar önce içimizden geçenlerdi. Bu bir rengi sevmek ise, renkleri öğrendiğimizden beri bu fikri tutuyoruzdur aklımızda, kalbimizde. Hatırlamak için yine çok kısa olan zamanımız yeterli değildir. Bu okumada çokça ziyaretimiz oluyor az önceki ben’e, birkaç gün önceki hatrımıza, kendimize. Keyifli olan, kahramanlar eşliğinde süren yolculuk boyunca yalnız hissetmiyor oluşumuz.

 

Yolculuk tıpkı dünyaya geliş hâlimiz gibi yalnızlığı ile başlıyor Çocuk’un. Eşsiz ve uçsuz bucaksız doğaya kulak verişinin ardından ilk olarak köstebek ile tanışıyoruz ve pasta ile. Köstebeğin pasta’sı bu. Aklından çıkmıyorken pasta, o bizimle kalıyor. Sevgiyle paylaşıyoruz pasta’ya olan ilgisini. İkram etmedi sanırım, anımsayamadım.

Kitabımızda “Sevgi” hangisorunun cevabı olarak karşılıyor bizi peki. Pasta’sı gibi köstebeğin. İkramsız kalmak isterim ve bu yanıta, inandığımı söyleyebilirim.


“Tuhaf değil mi? Sadece dışımızı görebiliyoruz ama her şey içimizde oluyor.”


Bu ve bunun gibi hayata dâir pek çok anlam sorgusu ile  baş başa kalıyoruz diyebilirim. Minicik bir kitap ve yine kısacık cümleler olduğunu görünce “o hemen biter fikrimiz” içimizden yönelen sorular ile kendimizin cümlelerini kurmaya başladığımızı görünce, pek de hemen biter olmuyor.

Yukarıdaki cümle örneğin, şöyle bir açılıma götürdü beni:

Her şey içimizde olur iken dışarıda aradığımız nedir? Dışarıda aramamız gereken bir şey hakîkatte var mıdır ? Bende var olanı hakikatte sorgulamak niyedir?

 

Böylesi sorgularla zaman geçirmek olacak ise etkisi, kitabı okumak için katlanmak durumunda olacağımız bütün her şeyi görmezden gelmeye değer.

 

Resimlerin seyrinde iken manzara karşısında söyleştiklerini görüyoruz. Düşüncelerinin de sınırları aştığını söyleyebiliriz. Böylesi bir manzara eşliğinde çok uzaklardan söz etmek olası iken sözler hep kendilerinde, kendileri ile ilgili değerlerinde kalıyor. Zaman örneğin, kayıp giderken öylece bakakaldığımız ve bunun için hiçbir şey yapamıyor olduğumuz zaman ile ilgili endişesi olan Çocuk için, düşünülesi bir yanıtı vardır Köstebek’in. Bir başlık ve altında bunun metnini okumuyoruz, özdeyiş gibi her cümle fakat bu her cümle, diğerinin hâline aynalık etmiyor. Bilhassa kendi hassasiyeti kendi ihtiyacı ile ilgili. Ne hikmetse okurun da aynı düşünceye sahip olduğunu fark ediyoruz.


“Korku” için Köstebek, Tilki ile karşılaştıklarında oldukça cesur davranarak bunun ilerlerken ayak bağı olduğuna işaret ediyor. Tilki’nin de dostluğa katılımı uzun sürmüyor. Bir arada iken yapılabilecek en iyi şeyin iyi geçinmek olduğunu “kendine iyi davranmak” ile ilgili cümleleriyle bunun kendinden başladığını vurguluyorlar.


“Yüreğimiz acıdığında ne yapıyoruz”

diye soruyor bir yerde Çocuk. Bunun için de oldukça anlamlı bir yanıtı oluyor yolculuk devam ederken dostluğa katılan At’ın. Okur, o anlamda biraz nefeslenmek istiyor.


Doğa’nın eşsiz güzelliğinde dostlukları ile devam eden yolculuğun her soluklanma vaktinde bizlere birer not bırakıyorlar.

Çocuk, Köstebek, Tilki ve At.

Hepsi birer duygumuzu temsil ediyor olabilir fikri de pek anlamsız olmaz.


Bir çocuğun boyama kitabı ile boyalarının uyumunu, dahası bu uyum ile hayâl gücünün birleşiminden meydana gelme olasılığı olan sonsuzluğu düşünecek olursak Köstebek, Tilki ve At ile henüz adım atmazken çocuğun bize söylemeye çalıştığı şey ne olabilir? Diğer bir deyiş ile içimizden duymaya ihtiyaç duyduğumuz o merhametli öğütler neler?

 

Gökkuşağına dokunma arzusuyla nefes nefese koşarken duymak istediğimiz cümle için daha iyi ya da güzel ya da daha herhangi bir şey olmamıza gerek yok. Kitap, bunu hatırlatıyor aslında ya da cesaretlendiriyor.

 

Farkındalık kazandırma olasılığı yüksek bir kitap. Düşündüren, tam da bu yüzden kitabı gördüğünüzde “zaman” için “kısacık” yer edinir fikri yanıltıcı olabilir.

Konuğunu sevgi ile karşılayıp, hoşgörü ile ağırlayarak yine sevgi ile uğurlarken kitap..

 

Okur hâlâ düşünceli.

 

Çocuk Köstebek Tilki Ve At

Charlie Mackesy

Çevirmen: Tankut Baler

Yayıncı: Mundi